logo
TR       EN

Mükemmel Cildi Satın Alabilir misiniz?

Nur Bilen Yavuzer Nisan 18, 2018

Sizce güzellik nedir? Yüz hatlarının birbiri ile uyumu; küçük, ince ve kalkık bir burun, badem gözler, kalın dudaklar, yuvarlak bir çene ve çıkık elmacık kemikleri. Tam da hayal ettiğiniz güzel kadın böyle değil mi? Hepimizin öyle. Ben yolda yürürken karşıdan gelen kişinin önce cildine bakarım, cildi sağlıklı ise başka bakar gözleri, hani bazılarına “ışığı var” deriz ya, ben o ışığın büyük bir kısmını cildin yansıttığını düşünürüm, bu yüzden de en büyük yatırımın cilde yapılması gerektiğini savunurum.


Peki bu tarif ettiğim şey kusursuzluk mu? Yani beyaz bir a4 kağıt gibi mi görünmeli yüzümüz? Hayır. Anlatmaya çalıştığım hiç kullanılmamış bir sayfa kağıt değil, parlak bir gök yüzü gibi, bulutlu ama aydınlık. Şimdi belki elinize bir ayna aldınız, kendinize bakıyorsunuz, ya da elinizi yüzünüze götürdünüz ve hafifçe dokundunuz. Aklınıza sorular geldi, acaba geç mi kaldım, ya da yaptıklarım doğru mu? Bu aslında çok kişiye özel bir soru, yani her cilt kendine özgü, dna’sı, karşılaştığı çevresel faktörler, geçmiş yıllar içinde ona nasıl bakıldığı, bütün bunlar şu an sahip olduğunuz en değerli yerinizi, yani cildinizi anlatıyor.


Son yıllarda alışverişten farkı kalmayan estetik ve güzellik işlemleri, insanda hayal ettiği görüntüyü sanki bir ayakkabı ya da etek gibi, satın alma hissi uyandırıyor. Oysa güzellik zaman içinde oluşan, pekişen ve gelişen bir hal. İşte tam da bu yüzden, mükemmel cildi satın alamayız ama ona yatırım yapabiliriz, zaman içinde neye ihtiyacı olduğunu iyi gözlemleyip, iyileştirebiliriz. Hiçbir şey yapmamak ve çok şey yapmak arasında bir yer var, işte bu yer güzellik konusunda durulması gereken en doğru yer. El emeği ile yapılmış bir masa olduğunuzu ve ıslak bir bezle sürekli silindiğinizi düşünün, zamanla hem renginiz solar hem de cilanız matlaşır. Hatta bir süre sonra bu kadar iyi bakılıp temizlenmekten, yüzeyinizin yapısı değişir, daha eski ve yıpranmış görünürsünüz. İşte cildiniz de aynı böyledir, onu gereksiz inceltmek, ihtiyacı olmayan işlemler yaptırmak, kat kat, çeşit çeşit kremler ve serumlar sürmek, aslında iyi bakmak anlamına gelmiyor.


Son yıllarda güzellik dünyasında cerrahinin tahtını sallayacak uygulamaların başında lazerler geliyor. Adı eski olsa da, teknolojisi takip etmesi zor olacak kadar yeni bu lazerler, bahsettiğimiz mükemmel cildi vaat ediyor; sıkı, lekesiz ve genç. O kadar çok alternatif var ki, yemek menüsü gibi aynı malzeme ile herkes farkı bir tarif uyguluyor ve adını başka bir şey koyuyor. Aslında kullanılan lazerler yeniden keşfedilmiyor ama kullanım şekilleri güncelleniyor. Eskiden çok agresif yapılan uygulamalar artık farklı başlıklar ve teknikler ile daha kontrollü. Yani daha az miktarda ihtiyaca uygun bir hale geldi. Cilt yenileme işlemlerine baktığımız zaman temel prensip, deriye hasar vermek, çünkü ancak bu şekilde kendini onarmasını ve artık unuttuğu kolajeni üretmesini sağlıyoruz. Herhangi bir yerinizin yaralanıp kabuk tuttuğunu düşünün, iyileşme sonrasında altından gelen daha açık renk ve sağlıklı deriyi. İşte istediğimiz aslında derinin aynı böyle kendini yenilemesi. Biz sadece bunu en doğru ve cilde zarar vermeyecek şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bunu yaparken de en çok teknolojiden faydalanıyoruz, işte cilt yenilemede öne çıkan en yeni ve gözde işlemler.


 


BBL (Broad Band Light)


Geniş spektrumlu ışık teknolojisi çok yeni bir teknoloji değil, ilk tohumları 1990’da atılmış. Güncellenmiş ve en geliştirilmiş hali yaklaşık dört senedir kullanılıyor. Hollywood’un en gözde uygulamalarından biri olan BBL orada “forever young” yani kalıcı gençlik olarak anılıyor.  Bu cihaz değişik filtrelerle pek çok işlem gerçekleştirilebiliyor. Tercih edilen filtreye göre deri ve deri altında sıkılaşma, yüzdeki yaşlılık ve güneş lekelerinin giderilmesi, yüzdeki ve gövdedeki damar genişlemelerinin tedavisi (kırmızı-ince kılcal damarlar), istenmeyen tüylerin yok edilmesi, bacak-kalça-kol gibi gevşemeye daha yatkın bölgelerin dokularının sıkılaştırılması yani kısaca BBL değişik filtrelerin kullanılmasıyla estetikte oldukça geniş bir yelpazede tedavi ve düzeltme sağlayabilmekte. Otuzlu yaşlardan itibaren amaç yıpranma ve yaşlanmayı azaltmakken; orta yaş ve ileri yaslarda var olan sarkıklığın giderilmesi, lekelerin ortadan kaldırılması. BBL ile elde ettiğimiz kolojen stimulasyonu ve üretimi sıkılaşma ve gençlikten aynı zamanda da pigment hücrelerinin düzenlenmesinden sorumlu, bu yüzden de sonuçları uzun yıllar dayanıyor. Yapılırken herhangi bir acı hissetmiyorsunuz, seans süresi 45 dakika ve sosyal hayatınızı etkileyecek bir kızarıklık ya da ödem meydana gelmiyor.


COOLASER


Bu senenin en yeni ve şüphesiz en dikkat çekici uygulaması Coolaser. Her ne kadar dünyada ilk kez uygulanan ve yeni keşfedilmiş bir lazer gibi gösterilse de, işin gerçeği bu lazerin en eski lazerlerden biri olan biri olan fraksiyonel lazerin farklı bir tipi ve kullanım şekli olduğu. Bu bir cihaz ismi değil, bütün dünyada bir çok klinikte kullanılan lazerin bir çeşidi. Yeni olan bu lazerin daha yüzeysel ve kontrollü olan kullanım şekli yani deriyi yakmadan üst tabakanın uzaklaştırılması tekniği. Bu işlem sonrasında alttan yeni, genç daha parlak ve pürüzsüz bir cilt gelişimi meydana geliyor. Lazerin derin tabakalara yaptığı etki ise kollajen üretimindeki artış. Kısaca Coolaser üst tabakayı yenilerken altta da yıllar içinde azalan kollajen dokunun yerine konulmasını sağlar. Yüzeyde ciddi bir yenilenme yarattığı için deri eskiye göre çok daha pürüzsüz ve sıkı bir hale geliyor. Özellikle, sivilce ya benzer izleri olanlar, parlaklığını kaybetmiş, geniş gözenekli ve kalın ciltlerde çok etkili. Derinin üst tabakasını yenilemeyi hedeflediği için derin lekeler için tek başına bir leke tedavisi değil ama yüzeysel lekelerde gözle görülür bir açılma da sağlıyor. Yüz gençleştirme ve cilt canlandırmada için kullanılan bu tedavi programı en çok yüz ve el için tercih ediliyor ama dekolte bölgesine, karın ve bacak çatlaklarına, ve tüm vücut deri pürüzsüzlüğü için de uygulama yapılıyor. İhtiyaca göre tek, iki ya da dört seans uygulanıyor. Seans aralıklarına uygulamayı yapan uzman doktor karar veriyor.


EMERGELASER - Eye Therapy


Gelelim en yüzümüzde yıpranmasından en çok şikayet ettiğimiz bölgeye, göz çevresi.


Özellikle gözaltı bölgesinde şişlikler, ince kırışıklıklar, morluklar ve elastikiyet kaybı 30lu yaşlardan itibaren yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor ve yıllar içerisinde artıyor. Aslında botox uygulaması ile çevresindeki kırışıklıklar ile savaşıyoruz, ışık dolgusu ile de çukurlar ve morluklarda iyi sonuçlar alıyoruz ama yine de göz çevresinin derisinin yenilenmesi ve daha sağlıklı görünmesi bir çoğumuzun ortak isteği. Bazılarımız da botox ve dolgu işlemlerinden uzak durmak istiyor, daha doğal görünen ve kalıcı çözümler arıyor. İşte bu noktada yine lazerler devreye giriyor. Aynı yüzü doldurmadan daha sıkı bir deri ile sağlıklı görünmek mümkün olduğu gibi, göz çevresinde de emergelaser ile başarılı sonuçlar alıyoruz. Göz çevresi için özel üretilmiş bir tip lazer olan Emerge, son yıllarda Amerika da çok sıklıkla adından söz ettiriyor. 1410 nanometre bandındaki bu lazer fraksiyonel tarama özelliği ve ablatif olmayan niteliği ile göz çevresinde FDA onayı almış tek lazer özelliği taşıyor. Ciltte sıkılaşma, kollajen dokuda artış, derialtında yenilenme, renkte açılma, ince kırışıklıklarda düzelme gibi göz çevresi ile ilgili birçok etkisi bulunan Emerge lazer, 7-10 gün arayla 3-6 seans öneriliyor ve buna işlemi yapan uzman doktor karar veriyor.


< Geri Dön

Benzer İçerikler

Tüm Makaleler

Bizi takip edin!

* Bültenimize abone olduğunuz için teşekkürler.

Instagram