logo
TR       EN

Kaşlar

Nur Bilen Yavuzer Nisan 15, 2018

Son yıllarda kalın ve vurgulu hali ile yeniden hayatımıza giren kaş konusu aslında hep başrolde değil miydi? Öyleydi, çünkü kaşlar yüze ifadeyi veren en önemli yerimiz. Bu yüzden doğru kaşı bulmak ve sağlıklı şekilde korumak çok önemli. Tek bir sıra fazla kaş ile yorgun, uçları dönük kaş ile üzgün, başlangıcı seyrek ve aşağıda kaş ile mutsuz, fazla ince kaş ile olduğunuzdan yaşlı görünebilirsiniz. Sadece kaş değişikliği ile aynı kişi, üzgün, mutlu, şaşkın hatta yaşlı görünebilir.


Peki kaşın anatomik şekli ve uzunluğu ve ölçüsü nasıl olmalıdır. Bu aslında hepimizin ezbere bildiği bir bilgi, çünkü çoktan defalarca tanımlanmış. Elinize bir kalem alın, burun deliklerinizden birinin yan tarafından kalemi yüzünüze dik gelecek şekilde tutun. Kalemin ucunun geldiği yer kaşınızın ideal başlangıç noktasıdır. Daha sonra kalemi oynatmadan kaşınızın üzerinden çapraz şekilde şakağınıza kadar götürün. Burası ise kaşınızın ideal bitme noktasıdır. Kaş kavisiniz ise göz korneanızın dış hizasında olmalıdır. Tabiki her yüzün oranına, şekline uygun bir kaş şekli vardır.


Kare şekilde yüzlerde ifadeyi yumuşatabilmek için hafif yuvarlak bir kavise sahip kaşlar uygundur, hatlar zaten güçlü olduğu için fazla kavisli ve düz kaşlardan kaçınmak gerekir.


Oval yüzlerin kaşları olabildiğinde uzun tutulmalıdır. Gözün bitiminden biraz daha uzun bir şekil ile yüz olduğundan daha kısa görünür. Çok kavisli ve yuvarlak değil, hafif açısı olan düz modeler tercih edilmelidir.


Kalp ve Elmas diye bilinen yüzlerde ise çeneyi olduğundan daha geride gösterebilmek için, kaşların gücü önemlidir, kaşlar olabildiğinde kalın kullanılabilir ve fazla uzun olmamalıdır.


Yuvarlak yüzler kesinlikle hafif kavisli kaş tercih etmelidirler, yüze daha dengeli görünecektir.


Kaşlarımız yüzümüze uygun olan ifadeyi verebilmemize en büyük yardımcımız olmasına rağmen neden kaşlarımızı gereksiz incelttik, ihtiyacı olmadığı halde boyayarak dökülmesine sebep olduk, niye kaşlarımıza en başından saçlarımıza, cildimize, dişlerimize baktığımız gibi bakmadık? Bunun bir çok cevabı var aslında ama en önemlisi bence bu konunun çok hafife alınmış olması. Bir ürün alırken bir çok karşılaştırma yapıyoruz, arkasını uzun uzun okuyoruz, doktora gideceğimiz zaman detaylı araştırıyoruz gidip bir kaç kez bilgi alıyoruz, hatta saçlarımız için bile kırk kişiye kırk kere sorup değişiklik yapıyoruz, iş kaşa gelince nedense kolayca her yerde her işlemi yaptırabiliyoruz. Bunun sebebini ben de bilmiyorum, bildiğim tek bir şey var ki kaş konusunda çok az şey biliyoruz. Öncelikle hijyenik koşulları gerektiği kadar önemsemiyoruz, çoğumuzun kendimize ait bir kaş şekillendirme seti yok mesela, gittiğimiz yerde herkes için kullanılan malzemelerin kullanılmasına izin veriyoruz. Bu düz ve kalın kaşa çok fazla takıldık, kaşı gereksiz boyayıp dökülmesine sebep oluyoruz. Kimse kaşının şekli ve kalınlığından memnun değil, sürekli dahası için uğraşıp duruyor. Tabii kozmetik dünyası da buna hiç beklemeden karşılık veriyor, artık her markada bir çok kaş kalemi ve ürünü bulmak mümkün. Peki zaten ince olan bir kaş, kıl kökü yok ise dışardan uygulanan herhangi bir ürün ise nasıl kalınlaşabilir? Kalınlaşmaz.


Peki daha sağlıklı ve gür kaşlar için neler yapılabilir. Bir çok yöntem var, bunlardan biri mikro pigmentasyon işlemi. Aslında deriye yapılan kalıcı ya da yarı kalıcı tüm işlemlerin hepsi bir çeşit dövme. Farkları kullanılan malzemeler ve uygulama teknikleri.  Dövme çok eski bir gelenek, MÖ 2000’lerden beri bir damga gibi görülerek beden üzerinde bağlılıkları temsil ediyor, kamuflaj tıbbı için kullanımı ise yaklaşık 150 yıllık. 1900’lü yıllarda bambu çubukları ile yara izlerini kapatmak için yapılan dövme, 90’lı yıllarda teknolojik cihazlar ve steril pigmentler ile kullanılmaya başlanmış. Doğru ismi “medikal mikropigmentasyon” yani dokuda gerekli değişiklik ve düzeltmeleri yapmak için uygulanan pigment implantasyonu. Dünyada medikal kamuflaj uygulamalarının başında yer alsa da Türkiye’de hala kozmetik alanda daha çok biliniyor ve uygulanıyor. Kaş da kozmetik uygulamaların arasında büyük bir yere sahip, özellikle son yıllarda kalın kaşın hayatımıza hızla girişinden sonra en çok talep gören işlem diyebilirim. Kendi içinde teknik olarak ikiye ayrılıyor “color mist” ve “hair stroke”. Color mist hepimizin aklında yer eden kaşın etrafını çerçeveye alarak içinin blok boyandığı teknik, buna herkes kaş dövmesi diyor, çünkü yapay duruyor, kaş gibi değil sanki bedenin herhangi bir yerine uygulanmış boyama gibi duruyor. Bir de kullanılan malzemeler pigment değil de dövme boyası ise işte o zaman korkunç bir görüntü oluyor, yüzümüzün orta yerinde kızıl ya da mavi iki çıkartma ile geziyoruz. Ortadoğu bu tekniğin kaş için tek başına uygulandığını görmüyoruz. Bu da malesef uygulayıcıların eğitimlerinin yetersizliğinden, kullandıkları uygun olmayan malzemelerden ve uygulama ortamından kaynaklanıyor.


Doğal bir görüntü yaratmanın en önemli kuralı doğru kaşa uygulamak, yani her kaş kalın olacak diye bir şey yok. İnce ve sık bir kaşı kalınlaştırmak çok zor, yapısal olarak kıl olan yerin içinde belli olmuyor ama ten üzerinde yapay durabiliyor. En doğal sonuç veren yöntem “kıl tekniği” eğer doğru iğne, deri alt rengine uygun pigment kullanılıyorsa ve gerekli steril ortamda doğru açıda işlem yapılıyorsa. En sık yapılan hatalardan biri renk seçimi, ben sadece kaşın doğal kıl rengine ve cilt rengine bakıyorum, çünkü hiç bir pigment derinin altında üstünde durduğu renkte durmaz ve eğer kıl rengi yakalanamaz ise doğal bir sonuç yakalamak imkansızdır. Saç rengi en son sırada, özellikle boya saçlarda renge göre hareket etmiyorum. Benim için saçı sarı olan biri sarışın değil, sarışınlık ancak ten alt rengi, cilt kalınlığı, kaş ve saç rengi ile beraber toplu olarak değerlendirilebilir.


Adındanda anlaşıldığı gibi, mikro incelikteki iğneler ile deri altına pigmenleri yerleştiriliyor. Bu pigmentlerin tüm alerjik testlerden geçmiş ve belirli sağlık kuruluşları tarafından mutlaka onaylanmış olması alınacak tıbbi ve estetik sonuçlar açısından çok önemli. Uygulamadan önce hem doğru şekli hem de rengi bulmak için geniş bir zaman harcanıyor. Burada kişinin mutlaka önceden edindiği bazı alışkanlıkları ve istekleri oluyor ama ifadesine yakışacak şekli bulmak ve cilt alt tonuna uygun rengi belirlemek önemli.  Pigmenler dışardan uyguladığımız malzemeler gibi değildir, her ciltte farklı renge dönüyor. Bu yüzden kullanılan boyalar nötralize edilmeli, yani içlerindeki kızıla ve griye dönecek pigmentler pasif hale getirilmeli. Bunu da boyalara karıştırdığımız farklı maddeler ile sağlayabiliyoruz ve doğru malzemeyi kullanmak gerçekten çok önemli. Şekli ve rengi belirledikten sonra bölge anestezi ile uyuşturuluyor, yaklaşık iki saat işlem süresince de hiç acı hissedilmiyor. Uygulamadan sonra hafif kaşınma oluyor ve iki hafta sonunda iyileşiyor. Bu zaman içinde bölgeye iyi bakmak, verilen kremi belli aralıklarla uygulamak rengin kalıcılığı ve sağlıklı iyileşme için önemli.


Son olarak söylemeliyim ki kozmetik alanda kaşa, kirpik dibine ve dudaklara uygulanan mikro pigmentasyon, medikal bir işlemdir, yapıldığı ortamın steril olması en az uygulayıcının tekniği kadar önemlidir. Bu işlemin klinik ortamında, sertifikalı uzmanlar tarafından uygulanması doğrudur, sonucunda estetik açıdan nasıl görüneceğiniz bir yana güzel olma yolunda sağlığınızdan olmayın..


< Geri Dön

Benzer İçerikler

Tüm Makaleler

Bizi takip edin!

* Bültenimize abone olduğunuz için teşekkürler.

Instagram