logo
TR       EN

Hamilelik II

Nur Bilen Yavuzer Nisan 2, 2018

Biz kadınlar anne olacağımızı duyduğumuz anda içimize yerleşen o büyük heyecana alıştıktan çok kısa bir süre sonra, bazı alışkanlıklarımızı gözden geçirmeye başlıyoruz. Malum artık iki canlıyız ve nefesimiz dahil her şeyi onunla paylaştığımız bir dönemdeyiz. İnsan bazen korkuyor bu histen değil mi? Ne büyük bir sorumluluk, içimizde bir can var. Ben bazen durup düşünüyorum, daha mı yavaş yürüsem, daha derin nefes mi alsam, domatesi mevsiminde bol bol yesem mi mesela, sonra yok diyorum delirdim, bu kadar da değil. Dedim ya başka  bir his bu, daha doğmadan başlıyoruz önce onu düşünmeye, ama kendimizi de ihmal etmemeliyiz çünkü anne olmak kadın olmaktan vazgeçmek demek değil. Sadece daha dikkatli olmamız gerekiyor çünkü eskiden yaptığımız bir çok şeyi hamileyken yapmamız doğru değil  ve kullandığımız bazı kozmetik ürünleri de maalesef bu dönemde kullanmamalıyız. Bu konuda bir çok farklı görüş var, kanıtlanmış gerçekler ve kanıtlanamamış öngörüler var. Anne adayları üzerinde klinik çalışma yapılamayacağı için, güzellik ve estetik işlemler konusunda     temkinli olmalıyız. Zaten bir kadının hayatı boyunca olabileceği en güzel zamanlardan biri hamilelik. Hormonların etkisi ile saçlar daha gür ve parlak, cilt daha sıkı ve duru, tırnaklar çok daha hızlı ve sağlıklı uzuyor. Olması gereken kilo aralığında kalabildiğimiz sürece de vücudumuzdaki değişiklikler kalıcı değil. Kısaca çok güzel ve keyifli bir dönemdeyiz, hem tadını çıkartalım hem de kendimize bakalım.


Uzak durmamız gereken ürünler neler?


Saçımızı boyatıp boyatamayacağımız hepimizin aklını karıştıran soruların başında. Saça uygulanan renk açma, boya, düzleştirme işlemlerinde kullanılan ürünlerin içindeki kimyasalların bebeğe etkisi kesin olarak bilinmiyor. Bu yüzden bence risk almaya gerek yok, eğer saç rengimiz uyuyor ise alternatif olarak kına yapılabilir. Cildimiz için kullandığımız bakım ürünlerine de dikkat etmeliyiz. Aslında bu çok da zor değil. Ürünlerden çoğunun üzerinde hamileler için uygun olup olmadığı artık belirtiliyor. Özellikle akneyi tedavi etmeye yönelik, lekeleri açmaya ve yaşlanmaya karşı etkili serumlar ve kremlerden bir süre uzak durmakta fayda var. Retinoik asit içerikli  ürünlerden kaçınılmalı.  Aynı kimyasalların ağız yoluyla alınan ilaçlarında düşük ve doğum bozuklukları kesin olarak saptanmıştır. Deriye yüzeysel olarak sürülecek kremlerde tabi ki bu içeriklerin oranları çok daha azdır ve tehlike de de aynı oranda azalır ama bence yine risk almaya gerek yok. Salisilik asitin de ağızdan alınan şekli hamilelik için yasaklılar arasında ama bir çok temizleme ürününde bulunun düşük miktarın riskli olmadığı biliniyor. Paraben ve Phthalates gibi kozmetik ürünlerin ömrünü uzatan kimyasallar da yine kesin olarak kanıtlanmış olmasa da, bazı kanser türleri ve hormonlar üzerindeki negatif etkileri ile ilgili bir çok çalışma var. Ne olur ne olmaz, biz yine kullanmayalım. Oje, biz kadınların en basit bakım ürünüdür. Öyle küçük durduğuna bakmayın, tırnak ürünlerinde bulunan metilbenzen maddesinin bebeğin gelişimine zararları kanıtlanmıştır. Bu yüzden eğer oje kullanacaksak bu kimyasalı içermeyen markaları tercih etmeliyiz.  


Peki ya medikal işlemler ve cilt bakımları?


Hamilelik boyunca ve emzirirken daha önce yaptırdığımız işlemlerin neredeyse tamamı maalesef yasak. Bazıları içeriklerinden dolayı, bazıları ise yapılırken oluşabilecek enfeksiyon riski sebebi ile.


Benim en sevdiğim işlemlerin başında gelen botox mesela, yasaklı listenin en başında yer alıyor. Emzirme bitene kadar, kırışıklıklarımızı sevsek iyi olur, bol bol mimik yapalım o zaman, çatalım kaşlarımızı, göz kenarlarımızda kazlar yürümüş gibi gülelim. Dolgu ve vitamin enjeksiyonları gibi işlemler kullanılan içerikler açısından yasaklı değil ama deri altına uygulanırken enfeksiyon riski oluşturdukları için yapılması uygun değil. 


Gelelim lazer işlemlerine, en çok merak edilenlerden biri de bu. Lekeye çok yatkın bir cilde sahip olduğum için özellikle yaz aylarında oluşabilecek lekeleri baskılamak için farkı bir lazer yöntemi uyguluyorum kendime. Doktoruma ilk sorduğum sorulardan biriydi, devam edip edemeyeceğim. “Yapabilirsin” dedi sakince ve ekledi “bebeğe bir zararı yok”. Başladım lazer ve hamilelik ile ilgili yayınları okumaya, haklıydı kanıtlanmış hiçbir şey yoktu. Ne iyi ne de kötü bir şey bulamadım derken gözüme bir çalışma çarptı. Yabancı bir yayındı ve şöyle diyordu “lazer işlemleri stres hormonlarını tetikler ve bu düşük riski oluşturur” işte aradığım cevap buydu, demek ki az da olsa bir risk vardı. Yapmadım, ve tabi ki nur topu gibi yeni lekelerim, eskilerinin yanında yerini aldı, hem de yüzümü güneşten korumama rağmen. Geçen senelerde olmadığı kadar koyulaştılar, sebebi hormonlar, biz kadınların erkeklere oranla lekeye yatkınlığı da işte bu yüzden.


Büyük oranda lekeleri azaltmak mümkün, tabi ki direk güneşe maruz kalırsa koyulaşma ihtimali hep var. Zaten hormonların etkisi ile ortaya çıkan “hamilelik lekeleri” emzirme döneminde azalıyor, ama eğer yerleşmeye karar verirlerse de korkmayın elimiz boş değil. Yapılabilecek bir çok tedavi ve işlem var. Kime ne uygun diye sorarsanız, o başlı başına bir yazı konusu, bundan da başka bir yazıda uzun uzun bahsedelim. Yasaklar uzayıp gider, yaz yaz bitmez, ne olsa annelik bu, öncelik onu korumak. Hamileyken zaten çok güzeliz, gereksiz risk almadan, basit bakımlarla geçirelim bu dönemi.


Sağlıklı ve güzel kalın..


< Geri Dön

Bizi takip edin!

* Bültenimize abone olduğunuz için teşekkürler.

Instagram